DÜNYA BARIŞ GÜNÜ VE ÖNEMİ
İçinde bulunduğumuz dünya ve Ortadoğu coğrafyasında en çok neden barışa ihtiyaç duyuluyor? Dünya Barış Günü neden önemli? Amacı nedir? Nasıl ortaya çıktı? Savaşı durdurmak, barış içinde kardeşçe bir arada yaşamak mümkün mü? Bu haftaki bu yazımı bu sorulara yanıt ayırmaya ayırdım.
Konuya 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün önemi ve amacıyla başlayalım. Dünya genelinde barışın ve huzurun önemini 1 Eylül Dünya Barış Günü’nü vurgulamak amacıyla kutlanan önemli bir gündür.
Bu gün, insanları savaşın yıkıcılığına karşı bilinçlendirmek ve barış için çaba göstermeye teşvik etmek amacıyla ortaya çıkmıştır.
Neden ne zaman ortaya çıktı?. Dünya Barış Günü’nün kökeni, 1 Eylül 1939’da Nazi Almanyası’nın Polonya’yı işgaliyle başlayan ve tarihin en yıkıcı savaşlarından biri olan İkinci Dünya Savaşı’na dayanır.
Bu işgal, dünya genelinde milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine, şehirlerin yerle bir olmasına ve insanlık tarihinin en büyük insani krizlerinden birine yol açtı.
Savaşın bitiminden sonra, insanlık, bir daha böyle bir trajedinin yaşanmaması için barışın önemini daha derinden anlamaya başladı.
Bu doğrultuda, 1945 yılında Birleşmiş Milletler (BM) kuruldu ve kuruluşun temel amaçlarından biri dünya barışını korumak oldu.
BM, savaşın yıkıcı sonuçlarına dikkat çekmek ve dünya genelinde barış kültürünü teşvik etmek amacıyla 1 Eylül’ü “Dünya Barış Günü” olarak ilan etti.
Bu gün, sadece çatışmaların sona erdirilmesini değil, aynı zamanda toplumsal adaletin, eşitliğin ve insan haklarının korunmasını da hedefliyor.
Bu özel gün, barışın sadece uluslar arası düzeyde değil, toplumsal ve bireysel düzeyde de ne kadar önemli olduğunu bizlere hatırlatır.
Barışın sağlanması, yalnızca hükümetlerin değil, her bir bireyin sorumluluğunda olan bir hedeftir ve bu gün, hepimize bu hedefe ulaşmak için bir kez daha düşünme ve adım atma fırsatı sunar.
Peki savaş 2. Dünya savaşıyla bitti mi?
Bu soruya vereceğimiz yanıt maalesef hayırdır.1 Eylül 1939 tarihinde Almanya`nın Polonya`yı işgal etmesiyle 2. Dünya Savaşı başlamış, bu savaşta binlerce insan yaşamını kaybetmiştir.
Yokluk, yoksulluk, acı, gözyaşı bırakmakla kalmamış, günümüze kadar tüm barbarlığıyla devam ediyor.
Egemen güçler çeşitli senaryolar yazıp kendi maşası durumunda olan güçlerle Ortadoğu’yu kan gölüne çevirdiler. Çevirmeye de devam ediyorlar.
İsrail, Filistin, Suriye, İran, Lübnan, Afganistan çeşitli şekillerde sorunlar yaratılarak bugüne kadar savaş eksik olmadı. Görünen o ki, uzun bir süre daha sorun olmaya devam edileceğine benziyor.
Savaşın temel ilkesi zenginlerin sermayesine sermaye katmaktır. Milyonların ölmesi, yokluk yoksulluğun kol gezmesi umurlarında bile değil.
Barış ise: savaşın panzehridir. Fakirin aşı, ekmeği, umududur. Savaşsız sömürüsüz bir dünyada yaşama arzusudur.
Sorunları demokratik yoldan çözme anlayışıdır. Savaş yerine barışı savunmak her insanın görevidir.
Barışa ulaşmak için, silah tacirlerinin ve aç gözlü sömürgenlerin acımasızlığını barış isteyenlerin mutlaka kırması gerekiyor.
Sonuç olarak 1 Eylül Dünya Barış Günü için ana başlıklar şeklinde şunlar söylenebilir:
1-1 Eylül Dünya Barış Günü, sadece geçmişte yaşanan acıların hatırlanması değil, aynı zamanda geleceğe dair barış dolu bir dünya inşa etme umudunun bir sembolü olduğunu;
2- İlk olarak 1981 yılında resmi olarak kutlanmaya başlanan bu gün, yıllar içinde evrensel bir nitelik kazandığını;
3-Ülkemizde ise, 2. Dünya Savaşının başlangıcı olan 1 Eylül tarihi “Dünya Barış Günü” olarak kutlandığını;
4-1 Eylül Dünya Barış Günü, savaşın ve şiddetin olmadığı bir dünya özlemini yansıtmakta ve bu hedefe ulaşmanın yollarını aradığını;
5- Bugün Ortadoğu başta olmak üzere, dünyanın çeşitli yerlerinde tüm vahşetiyle devam ettiğini;
7-Bugün halen süren Ortadoğu Savaşı en çok içinde yaşadığımız ülkeyi de derinden etkilediğini;
8- Barış, sosyal adalet ve eşitliğin temelini oluşturur. Sağlık, eğitim ve diğer temel hizmetlere erişimde eşitlik sağlamayı amaçladığını;
9- Dünya Barış Günü, toplumların barış içinde daha yaşanır bir duruma gelebileceğini, bir arada yaşamalarını kolaylaştıracağını;
10-Dünya barışı; çeşitli kültürler, inançlar ve görüşler arasındaki anlayış ve hoşgörü ile sağladığını;
11- Kendi önyargılarınızı fark etmek, başkalarının bakış açılarını anlamaya çalışmanın önemli olduğunu, empati kurarak insanların duygularını ve ihtiyaçlarını anlamak, barışın temelini oluşturduğunu;
12- Uluslar arası ilişkilerde diplomasi ve müzakereler önemli olduğunu, barışın sağlanması için diyalog yoluyla sorunların çözülmesinin olanaklı olabileceğini;
13-Savaşları zenginler daha fazla kar etmek amacıyla çıkardığını, yoksullar için ölüm, gözyaşı ve felaketlere vesile olduğunu, çözümün barışta olduğunu düşünüyorum.
Son olarak barış ve savaşı ifade eden bir şiirimi sunuyorum. Keyifli okumalar diliyorum.
BARIŞ İÇİNDE
Merhaba diyorum
Ülkemin tüm çocuklarına
Salsınlar balonlarını
Gökyüzünün
Mavi sonsuzluklarına
Uçurtsunlar uçurmalarını
Yazsınlar kanatlarına
Bir daha
Geçit vermeyeceğiz
Dünyadaki hiçbir savaşa
**
Elbette umut barışta
Barış adına
Haykıralım dünyaya
Ve
Savaşa dair ne varsa
Gömelim toprağa
Halaylarla
Özgürlük şarkılarıyla
Öyle güle oynaya
Diyelim barışa merhaba
***
Edirne’den Ardahan’a
Mersin ‘den Sinop’a
Ülkemin
Dört bir yanında
Türk’ü Kürd’ü
Laz’ı Arabıyla
Sese ses
Nefese nefes verelim
Dostluğa
Birlikte diyelim merhaba
****
Sözüm tüm insanlara
Gelin insanca
Bir yaşam uğruna
Girelim kol kola
Yaşayalım hep birlikte
Barış içinde
Kardeşçe bir arada
Ve gururla bakalım
Daha özgür
Daha onurlu bir dünyaya.
Muzaffer KALABA
