2025’E VEDA, 2026’YA MERHABA
Bir yılı daha geride bırakırken, yalnızca takvimler değişmez; umutlar, beklentiler ve hesaplaşmalar da değişir. 2025 yılına veda ederken, 2026 yılına yeni başlangıçların heyecanı ve daha adil bir gelecek umuduyla giriyoruz.
Yeni yıl, insanlık tarihi boyunca yenilenmenin, tazelenmenin ve yeniden başlamanın simgesi olmuştur.
Yılbaşı denildiğinde çoğu zaman Noel Bayramı ile karıştırılan bir kavramla karşılaşırız. Oysa Noel ve yılbaşı, kökenleri ve anlamları bakımından birbirinden farklıdır. Noel, Hristiyan inancında Hz. İsa’nın doğumunun anıldığı dini bir bayramdır ve 25 Aralık’ta kutlanır.
Yılbaşı ise Miladi takvimin başlangıcıdır ve 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan geceye karşılık gelir. Dini bir içeriği yoktur; zamansal bir dönüm noktasıdır.
Noel Bayramı’nın kökeninde, antik çağlardan bu yana kutlanan pagan ve Roma kış festivalleri yer alır.
Zamanla bu kutlamalar dini bir anlam kazanmış, günümüzde ise büyük ölçüde evrensel bir paylaşım ve hediyeleşme geleneğine dönüşmüştür. “Noel Baba” figürü de bu kültürel dönüşümün en bilinen simgelerinden biridir.
Yeni yıl olgusu ise yalnızca Batı’ya özgü değildir. Türk kültüründe de yeni yıl ve doğanın yeniden uyanışı önemli bir yere sahiptir. Orta Asya Türk inanışlarında 21 Aralık en uzun gecedir. 22 Aralık’tan itibaren günlerin uzaması, güneşin karanlığa karşı kazandığı bir zafer olarak görülür.
Bu dönem, yeniden doğuşun ve umudun simgesi sayılmıştır. “Akçam” ya da “Hayat Ağacı” etrafında yapılan kutlamalar, toplumsal birlikteliğin ve dayanışmanın ifadesidir.
Ne yazık ki 2025 yılı, gerek ülkemizde gerekse Ortadoğu’da savaşların, çatışmaların, ekonomik krizlerin ve toplumsal baskıların yoğun olarak yaşandığı bir yıl oldu. Yoksulluk, adaletsizlik, gözaltılar, tutuklamalar ve basın özgürlüğüne yönelik müdahaleler toplumun geniş kesimlerini derinden etkiledi.
Acı, gözyaşı ve belirsizlik bu yılın en ağır mirası olarak hafızalara kazındı.
Yeni bir yıla girerken en büyük temennimiz, bu karanlık tablonun geride kalmasıdır. 2026 yılının; barışın, demokrasinin, özgürlüklerin ve kardeşliğin güç kazandığı bir yıl olması umudunu taşıyoruz.
İnsan onurunun esas alındığı, adaletin ve eşitliğin hâkim olduğu bir gelecek, hepimizin ortak dileğidir.
2026’nın; acıların değil umutların konuşulduğu, ayrışmanın değil dayanışmanın büyüdüğü bir yıl olması dileğiyle…
Yeni yılın ülkemize ve tüm insanlığa sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum.
Muzaffer KALABA




