EDEBİYAT NEDİR – YAZAR KİMDİR – ŞAİR KİMDİR
Edebiyat Nedir?
Geçmişten bugüne, tarihsel süreçte insanlığın düşün ve duygularla oluşturduğu, ortak yaşanmışlığının toplamını yazıya geçirerek çağlara aktarış biçimine “edebiyat” diyoruz.
Edebiyat; insanlığın belleği, duyguların kalemi, çağların sesidir.
Yazar Kimdir?
Yazar; toplumsal hayatın toplamını, eksiğiyle artısıyla bazen yaşanmış, bazen ütopik, bazen de distopyaya karşı bir duruşla kaleme alan, tarihi şekillendiren kişidir.
Edebiyatın içinde, çağına sunduğu ve çağını aşan değerlendirmelerle toplum, yazarın kimliğinde yaşar.
Sosyolojik yapısıyla bireylerin yaşamlarını kültür çatısı altında toplayan edebiyat; yazarın kaleminde tarihin içerisinde süreklilik sağlarken, farklı kültürleri bir araya getiren canlı bir organizmadır.
Edebiyat, geniş bir yelpazede yazarlarla insanlığa ışık tutarken, rehberlik etmiş ve sözel algoritmasını yazmıştır.
Bireylerin bakış açılarını çeşitlendirip insanlığa akılcı yollarla demetler sunarak büyük bir zenginlik yaratmıştır.
Yazar, yazının ilk bulunmasından bu yana, insan yaşamına dair ne varsa kümülatif bir şekilde büyüyüp biriktiren edebiyatın taşıyıcısı olmuştur.
Genç, yaşlı her insanın dünya, tabiat ve çevre etkileşimini içinde barındıran edebiyat; insanı insana anlatmanın en kalıcı biçimidir.
Edebiyat, sürekli büyüyen yapısıyla tüm coğrafyalarda; yazarın geniş perspektifiyle, kısacık ömür taşıyan bireyleri ölümsüz kılmıştır.
Edebiyat sendir, bendir, odur.
Çünkü;
İnsanların yaşamları,
Edebiyatın ta kendisidir.
Şair Kimdir?
Şair, duyumsadığı yüreklerin toplamıdır.
Şiir; insan yaşamları kesitinde, romanın ve hikâyenin en sanatsal, en estetik, en kısa hâlinin dışavurumudur.
Şair; insan yüreğinin var olma gayesini tutkuyla taşıyan, coğrafyalardaki her yüreği birleştirme arzusuyla aynı hissi paylaşan kişidir.
Duyumsar, harmanlar, sentezler ve ortak bir duygu dili oluşturur.
Duygunun evrensel dilini dizelerle kuşaklara aktaran şair; yaşadığı çağın atmosferinde duyarlılığı, süreklilik diliyle yaşatır.
İnsanı aynı hissiyatla şiirlerle geleceğe taşır.
Yüreklerin hislerine tercümanlık yapan şair; kalbini acıda, sızıda, mutlulukta toplumla birleştirir.
Topluma ayna olur, hisleriyle yansıtır.
Şair; coğrafyalarda her renge boyanan dizelerinde, toplumu aynı yürek ikliminde buluşturur.
Artık “şair” diye bir şey yoktur; toplumların ortak duygusu vardır.
Şair; şiirin ilk yazıldığı günden bu yana insanlığın iç dünyasını, dış dünyasını ve çevre etkileşimini birleştirir.
İnsanların hissedişlerini, yaşam kesitlerini kalp birliğiyle geleceğe taşır.
Şair sendir, bendir, odur.
Çünkü;
İnsanların yaşamlarını,
Duygularını gördükleri aynadır.
Hamiye GÜMÜŞ GÜL




