İNCE MEMED ROMANINA KISA BİR ELEŞTİRİ
İnce Memed romanı yazıldığı dönemden günümüze kadar çok ses getirmiş ve birçok dile çevrilmiştir. Edebiyatımızda eşi benzeri görülmemiş bu roman, taşıdığı özgün etiketlerden dolayı olumsuz eleştirisi yeterince yapılmamıştır. Bu kısa yazımda İnce Memed romanının gözden kaçan olumsuz yanlarına değinmek istiyorum.
İnce Memed, hepimizin bildiği gibi haksızlığa karşı adaleti savunan ve eşkıya olmak zorunda kalan köylü İnce Memed’in destansı mücadelesini anlatıyor. Yaşar Kemal, bu destanı kurgularken yazının sınırsız gücünde dolaşırken ve benzersiz bir roman yazdığının rehavetiyle bazı ayrıntıları kaçırdığını söylemek istiyorum. YKY Yayınları’ndan çıkan dört cildi değerlendirdiğimizde, yaklaşık 2200 sayfa, dikkatimi çeken ilk sıkıntı olay, mekân ve karakterlerin çokluğundan dolayı eserin özetinin yapılmasının zor olmasıydı. Eserdeki bu nicel fazlalık, özetlemesinin zor olmasının yanında kurgunun da tekrara düşmesine neden olmaktadır. Örneğin Topal Ali karakteri ile verilmek istenen hain karakteri ikinci ciltte bu sefer Zeynel karakteriyle verilmektedir. Köylüsüne ihanet eden kişinin huzur bulamayacağı mesajı, devamında benzer şekillerde verilerek tekrar bir metin yaratmaktadır. Bunun yanında diyaloglarda verilen cümlelerin abartıya kaçması ve aynı abartının dört cilt boyunca devam etmesi, eserin gerçeklik algısını zayıflatmaktadır. Bu durum mantık hatalarına ve karakterlerin özelliklerinin belirginleşmemesine neden olmaktadır. Örneğin İnce Memed’e taraftar olan köylüler, İnce Memed’i yere göğe sığdıramazken burada verilen abartı hikâyenin devamında bu sefer başka bir olay üzerine İnce Memed’e düşmanlık etmektedir. Bu aşırı sevgi sözlerinin ardından abartı bir dille bu sefer şeytanlaştırılan karakterden Abdi Ağa da nasibini roman boyunca alacaktır. Bu sevgi veya dostluk gerçekçi bir kurgu üzerinden verilmiş olsa da bağlılık, sadakat ve ihanet kavramında verilen abartı bahsi geçen köylülerin karakterlerinin belirginleşmesine engel olmaktadır. Nitekim düşmanlık eden köylüler tekrar İnce Memed’i bağrına basacak ve tekrar gözden çıkaracaktır. Kurgu içerisinde verilen olaylardan bazılarının okura inandırıcı gelmediği de söylenebilir. Örneğin dağlarda eşkıyalık eden ve iyi bir nişancı olan İnce Memed’in sürekli açlıkla sınanması ve dört cilt boyunca dağlarda açlık üzerinden anlatılmaması gerçekçi değildir. Dört cilt boyunca İnce Memed’in karnını doyurmak için hayvan vurup yememesi, dağdaki her otu bilmesine rağmen oradan yemişler ve besleyici otlarla beslenmeyip köy köy bir ekmek aradığı bölümler Çukurova toprağının bereketi açısından gerçekçi değildir.
Yaşar Kemal, karakterlerinin betimlerken takındığı uçlardaki tipler ve sözler eser boyunca devam etmektedir. Bir eşkıyanın ne kadar meşhur olduğunu anlatan sözler birbirine benzerdir. Bunlar; jandarmayla çokça çarpışmış olmak, adına türküler yakılmak, Maraş’tan Adana’ya adı bilinir olmak, iyi nişancı, dağları avucunun içi gibi bilmek gibi ortak özellikler tüm eşkıyalar için verilen özelliklerdir. Bu özelliklerin hepsi aynı şekilde İnce Memed için de geçerlidir. Ana karaktere verilen bu yiğitlik ve becerikliliğin abartılması noktasında İnce Memed, defalarca çok kalabalık jandarma ablukasından sağ salim kurtulmaktadır. Etrafını saran yüzlerce jandarmaya karşı tek başına kurşunu bitmeden, yaralanmadan ve ne hikmetse kimseyi de öldürmeden hepsinden gururuyla aklıyla ve cesaretiyle çıkmaktadır. Çatışma esnasında karakterlerin her ayrıntısının verilmesine rağmen hatta birbirlerinin ses tonlarından duygularını tahmin ettirecek kadar bir sohbetin yapılmasına rağmen kimsenin bir diğerini vuramaması ya da vurmaması izaha muhtaç bir sahnedir. Buradaki birkaç istisnasının gerçeği değiştirmeyeceğini de söylemekte fayda var. Burada başka bir ayrıntı da bütün Çukurova jandarmasının yıllarca bir kişinin peşinde koşmasının okurda bıraktığı anlamsızlıktır. Özellikle yağız atı vurmak amacıyla dağ dağ ova ova gezen ve tek derdi yağız atı öldürmek olan Adem’in içine girdiği ruhsal çatışmalar gerçeklikten kopuşu daha açık ifade etmektedir. Âdem, iyi nişancıdır ama atı defalarca kurşun mesafesinden vuramaz. Ovada kıvrılan yılanın beneklerini görebilir ama yanı başından geçen atı göremez. Burada karaktere ve ata yüklenen betimlemelerin gerçeküstücülüğü, bu bölümün romandan çıkarılmasını bile düşündürmektedir.
Özetle büyük eser İnce Memed’in çokça olumlu yanına rağmen iyi incelenirse çokça olumsuz yanının da olduğunu görebiliriz. Esasında uzunca bir tez konusu olabilecek bu olumsuz eleştiriler, görmek isteyenler için çoğaltılabilir. İnce Memed, bu anlamda dil, kurgu, karakter ve bütünlük açısından olumsuz eleştirilere açık bir eserdir.
ALİHAN DEMİR




